Turuncu
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa yardim ara takvim giris kayit
  Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Forumu > PSİKOLOJİST FORUM > RÜYA ANALİZİ > Deşifre olmuşum. Utanıyorum.
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:


Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Deşifre olmuşum. Utanıyorum.  (Okunma Sayısı 1429 defa)
Şubat, 22, 2009, 05:21:08
Üye Bilgileri
murat
ACEMİ
**

Mesaj Sayısı: 50
Nerden:
Offline
« :»

Eşimin eskinden çalıştığı yerin ikinci şubesindeymişiz. Gizli kameralar vasıtasıyla benim oraya gelen erkeklere baktığım kameralardan tespit ediliyormuş. Bu durum bizim okula aksetmiş. İ. Bey olayı teyit etmek için “Hadi tanımak için bir kere baktı ama ikinci defa niye bakıyor.” diyor. Sonuç olarak benim eşcinsel olduğum sonucuna varıyorlar. Beden eğitimi öğretmeni K. Bey de muhabbetin içinde. (İkisi de çok rahat kişilerdir) Ben çok utanıyorum. Eşimle evlenmeden önce bile kişilerin zihinlerinde bunlar varmış  demekki, diyorum. (Eşimin iş yerinde yetkili bir kişi vardı H. Bey. O, tanıştırmıştı bizi. Ve kayınpederime, beni tam olarak tanımadığını ve benim için kefil olamayacağını söylemiş.) Rüyamda bu aklıma geldi, demekki o zamandan beri gizli kameralarla benim kızlara baktığımı görmüş diye düşünüyorum. Yine, bazı sınıftaki öğrencilerimin bana bakıp manalı manalı gülmeleri o an anlam kazanmaya başladı. Taşları yerine koyduğumda benim bu durumumu herkes biliyormuş diye düşündüm.
Sonuç olarak beni herkez fark etmiş. Deşifre olmuşum. Kişileri ikna edecek mantıklı bir açıklamam da yok. Çaresizlik ve utanç karışımı bir duygu içindeyim.

Arabayla bir yere gidiliyoruz, sanırım bir yere geldik. Babam kullanıyor sanırım. Bir ara arabayı ben kullanıyordum. Bu durumda yanımda babam var sanırım. (Normalde araba kullanamam) Hatalı olmasın diye pedallara gereğinden fazla basıyorum. Gerçi pedallar birbirine biraz fazla yakın. Bir yere park edeceğiz ama bulunduğumuz yerin önünde öylece bir iki tur atmak icap ediyor. Bulunduğumuz yerin çıkış yolu iniş şeklinde, meyilli. Dönülmesi zor bir yerde arabayı iyi kötü döndürüyorum vs. durumlar…  Bir ara arabayı tekrar çalıştırıyorum. Kontağı çevirdiğimde araba çalışıyor ama orada yine küçük bir acemilik daha yaşıyorum. Güya normalde kontağı çevirdikten sonra aşağıdaki pedallarla alakalı bir şeyler daha yaptıktan sonra arabanın motoru çalışırmış ama kontağı kuvvetli bir şekilde çevirince buna motor direkt çalışırmış. Ben kontağı sıkı çevirdiğim için motor hemen çalışıyor ama ben bunu göz ardı ediyorum ve pedallara gereksiz yere zaman harcıyorum hatta belki de arabayı zorluyorum. Bir ara ben bu arabayı gerektiğinde kendi başıma da kullanabilir miyim acaba diye zihnimden geçiriyorum… (Yolun sol tarafında, boydan boya ağaç malzemeden yapılmış parke gibi bir düzenek var. Duruma göre katlanıp ihtiyaca göre şekil alan ve kullanılan bir sistemi var.)

Bir çok kişinin olduğu bir yemekteyiz. Büyük bir yemek masasındayız. Yemekte okulumdan öğretmen arkadaşlar var. Ayakta gezinen tanınmış kişiler vs. bir çok kişiler de varmış. Ben utanıyorum, ama yine de ordayım. Konuyla (eşcinselliğimle) ilgili ayrıntılar konuşuluyor. O bazı ünlü kişilerin kirli, eşcinsel  hayatıyla ilgili gizli şeyler de öğreniliyor. 

Derken aynı yerde küçük bir masada oturuyoruz. Karşımda bir kadın var, adı sanırım “Melek”miş. Yonca Evcimiğe veya önceleri Avrupa Yakasında oynayan Selin’e çok benzeyen bir kız değişiyor bizim okuldaki Edebiyat öğretmeni hanıma dönüşüyor. (Tabi rüyada bunu sorgulamıyorum.) Aslında bu kız pek de iyi niyetli biri değilmiş. Kişilerin arasını bu yapıyormuş, ve de çok rahat, kaşar biri. İçimizdeki ünlü kişilerin gizli hayatlarını falan biliyor. Bu işlerin içinde olan biri gibi.

İçimizden biri, heralde  bir erkek, aramazın yapılması anlamında bir şey söyledi. Ben anlamadım. Bugün dedim söylenen hiçbirşeyi anlamıyorum. (rüya içinde, büyük masadayken benzer bir durum daha olmuştu ama hatırlamıyorum.) Demek istediğiniz Melek’le benim aramın yapılmasıysa dediğiniz tam olarak bu anlama gelmiyor gibi şeyler söyledim. Ama evet kast ettikleri büyük ihtimalle Melek hanımla benim aramın yapılmasıymış.


--Uyandığımda olanların rüya olduğundan dolayı çok rahatlamıştım.

--Deşifre olma ihtimallerini bu şekilde rüyamda gördüğüm için bu eğilimlerimden (Bir erkeğe bakmaktan bile) daha kolay vazgeçebilirim diye düşündüm. Belki bilinçaltımın bana yardım etmek isteyen bir bölümü bu rüyayı gösterdi bana.

--Arabayı her ne kadar kötü kullanıyor olsam da direksiyondaydım. Daha önce genelde direksiyonda babam olurdu. Bir defasında ablam olmuştu. Ama ben kendimi direksiyonda hatırlamıyorum. Bu da bir gelişme anlamına geliyor olabilir mi acaba diyorum.
Logged
Sponsor Bağlantı

Logged
Şubat, 22, 2009, 12:13:55
Üye Bilgileri
murat
ACEMİ
**

Mesaj Sayısı: 50
Nerden:
Offline
« Yanıtla #1 :»

.... benim kızlara baktığımı görmüş diye düşünüyorum....

Rüya metnini yazarken olası yakalanma ihtimaline karşı birinci paragrafta  "erkeklere baktığımı" yerine "kızlara baktığımı" diye yazmıştım. Ama gönder tuşuna basmadan önce gözümden kaçmış, düzeltmemişim.

"kızlara" değil "...erkeklere  baktığımı görmüş diye düşünüyorum...."
şeklinde olması gerekiyordu. Hatadan dolayı ve kafa karışıklığına sebep olduğum için özür diliyorum.
Logged
Şubat, 23, 2009, 15:08:05
Üye Bilgileri
thunderwatcher
BRONZ
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 249
Nerden:
Offline
« Yanıtla #2 :»

         Hayatımızda köklü bir değişiklik yaptığımızda ve kendimize tamamen yeni bir yön verdiğimizde (sonsuz yollar arasından tamamen farklı birini seçtiğimizde; yani kendi kaderimize yön verdiğimizde) özellikle hikayenin başında ve sonunda sık sık durup geriye bakmamız doğaldır. Kendine yeni bir hayat çizmiş biri olarak geçmişe dair endişeler ve şüpheler biriktirmiş olmanız çok doğal. Zira rüyanız bugüne dair bir mekanda değil, okulda, geçmişte geçiyor. Karakterler geçmişin karakterleri. Duygular çaresizlik ve utanç.. Ama gerçek hayatta değil de rüyada deşifre oluyorsunuz sanırım? Öyle mi? Rüyanızda gördükleriniz gerçekte de olmuş muydu? Şu anlamlı bakanlar falan? Rüyanızda gördükleriniz gerçekte olmuş olan şeylerse geçmişinizin bugününüzü, mevcut huzurunuzu bozmasından endişe ettiğinizi gösteriyor. Sıradan bir endişenin dışa vurumu... Artık heteroseksüel bir hayatı seçmiş biri olarak dünyayı ve diğer insanları heteroseksüel insanların gözlerinden görmeye başladığınızı gösteriyor. Belki de okuldayken anlam veremiyordunuz insanların neyi garipsediğine; ancak şimdi dünyayı diğerlerinin gözünden görmeyi öğrendiğinizde kendinize aynı gözlerle bakabildiğiniz için "deşifre oluyorsunuz". Geçmişteki halinize yeni ve eleştirel bir gözle bakabiliyorsunuz. Geçmişte sizin için (arzularınıza kıyasla) önemli olmayan, diğerlerinin sizin hakkınızda ne düşündüğü ve geçmişte ne düşünmüş oldukları gibi şeyler, o arzular güç kaybetmeye başladıkça önem kazanıyor. Öte yandan rüyanızda gördükleriniz hayal ürünü, gerçekte olmamış şeylerse durum biraz daha farklı. Bu durumda, bu bir çeşit günah çıkartma... Şimdiki tercihinize bakıp, bu tercihi o zaman yapamamış ya da yapmamış olmanızdan doğan bir utanç olabilir. Ego savunma taktiklerinden biridir bilinçaltının... Dünyanın (tanrının, toplumun, vs...) sizi cezalandırmasına fırsat vermeden siz kendinizi cezalandırır ve kendinizi affedersiniz. Siz kendinizi affettikten sonra gerisi o kadar da önemli değildir. Herhangi ihtilaflı bir durumda en zoru kişinin kendisini affetmesidir. Hele ki haksız olduğunu biliyor veya bir şeylerden utanç duyuyorsa. Gördüklerinizin gerçekle ilgisi yoksa rüyanızda kendinizi cezalandırmış olabilirsiniz. Kendinizi bir utancın ortasına atarak gerçekte daha büyük olabilecek bir utançtan korunmuş oluyorsunuz böylece.

----------------------------------------------------

Arabayla ilgili rüyanızı düşününce aklımda beliren ilk düşünce arabanın bedeninizi ve/veya hayatınızı simgelediği oldu. Normalde ilk başta bir süre babalar kullanır "arabamızı". Sonra bir ara (ergenlik başlangıcı) direksiyona geçesimiz gelir. Pek çok durumda babayı zorla kovarak, iteleyip kakalayarak atarız sürücü koltuğundan ve direksiyona kendimiz geçeriz. Ama acemiyizdir ve acemi olduğumuzu da bilmekteyizdir. O yüzden babamız çok uzaklaşsın da istemeyiz. Yan koltuğa geçsin o.. :) Direksiyona ilk geçişimizde türlü türlü sakarlıklar yapar kendimizi rezil ederiz. İşte babanın iyisi orda belli eder kendisini. Hatalarımızı anlayışlı bir şekilde sakince ve kibarca eleştiren ve düzelten baba çok şey katar bize. Hoyrat ve acımasız baba modeli ise çok şey götürür genelde. Bu rüyada ilgimi çeken şey babanızın yan koltuğa geçtiğinde ikisini de yapmamış, hiç tepki vermemiş olması. Sizi iyi ya da kötü hiçbir şekilde eleştirmemiş, siz çabalayıp dururken tavsiyede bulunmamış, hiçbir şekilde karışmamış... Kimin olduğunu hatırlamıyorum ama birisi "ilgisizlik düpedüz öfkeden çok daha fazla acı verir genelde" demiş. Gerçek hayatta da ilgisiz midir babanız? Geçmişte öyle miydi? Şimdi öyle mi? Sonuçta rüyanızda hayatı yaşamayı ve vücudunuzu kullanmayı deneme yanılma yöntemiyle öğreniyorsunuz (kontak esprisi). Bazı yerlerde gereksiz zorluyorsunuz (sınırlarınızı bilmiyorsunuz ki) ve gerektiğinde kendi başınıza sürüp süremeyeceğinizi merak ediyorsunuz. Kimseden emir ve talimat almadan, kendi sorumluluklarınızı kendiniz üstlenebilir misiniz diye merak ediyorsunuz muhtemelen. Parke'nin fonksiyonunu tam çözemedim ama ihtiyaca göre şekil alması sizin esnek kişiliğinize bir gönderme olabilir. "Duruma göre şekil değiştirir, uyum sağlarım ben de" diye düşünmüş olabilirsiniz ama rüyanın kalanı ile bağlantısı meçhul... Hepimiz biraz dengesiz başlarız yürümeye, biraz sarsak geçeriz erkekliğe ama siz bunu herkesten biraz daha fazla önemsemiş gibisiniz.

------------------

Son rüyanız da pek çok mesaj veriyor. Anket düzenleyenler bilir. Evren ve örneklem diye iki kavram vardır. Evren bütünken örneklem bütünden alınan bir parçayı temsil eder. Evren: İstanbul'daki ortaokullarsa Örneklem: İstanbul Bakırköy'deki ortaokullar olabilir mesela. Sizin rüyanızda evren=toplum. Masanızda arkadaşlarınız, ünlü kişiler ve daha pek çok kişi olması bunun göstergesi. Örneklemse o yemek masası. O masada oturanlar örneklemi oluşturuyor ve toplumun ahlak anlayışını temsil ediyorlar. Toplumun dayattığı ahlak ve iyilik (melek) yemek masasında önemli bir yer kaplıyor. Toplum gibi, çevremiz gibi bu masa da dedikoduya bayılıyor. Bu noktada utanmanıza rağmen toplumun sizi deşeleyip didelemesine ve tüm gizlinizi saklınızı bir meleğin huzurunda eşelemesine izin veriyorsunuz. Yine bir günah çıkartma... Bir kez aklanmışken de baştan çıkarmalara karşılık vermekte gönülsüzsünüz. Masadaki erkekten gelen flörtü anlamazdan gelmeniz ve son derece mantıklı bir karşılık vermeniz bunu gösteriyor. Ayrıca siz kendisi için "kaşar" demiş olsanız da rüyanızdaki "Melek" eşiniz büyük ihtimalle. Bir çöpçatan olarak rüyaya giren, önce edebiyat öğretmeni hanıma dönüşen sonra bir erkek tarafından sizinle eşleştirilen bir kadın. Utandığınız ve zorlandığınız eski hayattan sizi kurtaran, eşinizin öğrenmesinden korkmanızdan anladığım kadarıyla eşcinsel geçmişinizden habersiz, saf bir "melek"... Adı melek olmasına rağmen size "kötü niyetli" görünmesinin nedeni tahminimce rüyanızda bile sonunuzun bu bayanla eşleştirilmek olacağını önceden biliyor olmanız. Önceki rüyalarınızda da ortaya çıkan, eşinize karşı dile getirmediğiniz bastırılmış öfkenizin bir parçası olduğuna inanıyorum; meleği art niyetli bulmanızı.

   Schopenhauer'e bir mezarlığa gidip tüm ölüleri uyandırsak ve yeniden yaşamak isteyip istemediklerini sorsak istisnasız hepsinin "hayır" diyeceğini söylemiş. Tartışmalı bir iddia olsa da kesin olan bir şey var ki kimse geçmişteki sıkıntıları tekrar tekrar yaşamak istemez. Yoğun bir irade mücadelesi ile geçtiğiniz aşamaları rüyada bile olsa tekrar yaşamak ve adeta polis sorgusundaymış gibi didiklenmek, utanmak ve sıkılmak elbette kolay değildir. Uyanmış olduğunuza sevinmenize şaşmamalı. Rüyalarınızda yoğun bir rahatlama çabası var (morpheus görevde). Çeşitli şekillerde kendinizi rahatlatmaya çalışyorsunuz. Kendinizi eleştirerek, kendinizi affederek, (direksiyona geçip) ipleri elinize alarak ve günah çıkartarak... Buna karşın rüyalarınızın teması olumsuz duygular üzerine. Utanç ve pişmanlık, ilgisizlik ve yalnızlık, sorgulanma-didiklenme ve sıkıntı....

    "Deşifre olma ihtimallerini bu şekilde rüyamda gördüğüm için bu eğilimlerimden (Bir erkeğe bakmaktan bile) daha kolay vazgeçebilirim diye düşündüm. Belki bilinçaltımın bana yardım etmek isteyen bir bölümü bu rüyayı gösterdi bana" demişsiniz. Felsefenin en temel sorularından biridir: Korku insanı özgür mü kılar yoksa tutsak mı eder? Benim buna yanıtım biraz korkunun bize güç verdiği ancak fazla korkunun bizi körelttiği yönünde. Bu anlamda deşifre olmaktan korkunuzun sizi "hizaya soktuğunu" söylemek kadar sizi tutsak ettiğini söylemek de doğrudur. Sırf içinizden kaynaklı bir güç olduğu için bu korku ile hizaya gelmeyi olumlu bir özellik olarak onaylayamayacağım. İnsanın sırf kendisine saygısı nedeniyle kararlarını uygulama azmi göstermesi, bir şeylerden korktuğu için kararından dönmemesinden çok daha olumlu bir seçenektir. Kendinize korku aşılamanızı ya da sırf işinize yarıyor diye korkuyu yüceltmenizi tavsiye etmem. Ne olursa olsun. Biraz acıya sıkıntıya katlanmanız, içinize bir tohum olarak ektiğiniz çirkin bir korku tohumunu sulamaktan çok daha sağlıklıdır.

      "Arabayı her ne kadar kötü kullanıyor olsam da direksiyondaydım" demeniz ve bunu gururla söylemeniz kendi sorumluluklarınızı almaktan hoşnut olduğunuzu gösteriyor.

        Direksiyonun elinize yakıştığını hissetmeye başlıyorsunuz. ÇOK BÜYÜK BİR GELİŞMEDİR! İLK ADIMDIR ve bu da yolun yarısı eder. Bu adımı hiç atamayan, kendi hayatının sorumluluğunu alamayan insanları her yerde görebilirsiniz. Onlardan biri olmadığınızı farketmek çok rahatlatıcıdır. Cennet'in Krallığı filminden alıntı yaparsak: "Hiçbirimiz kendi sonumuzu ya da hangi elin bizi oraya yönlendireceğini bilemeyiz. Bir kral bir adamı görevlendirebilir. Bir baba, bir oğul üzerinde hak iddia edebilir. Ve ayrıca o adam kendi başına da hareket edebilir. İşte ancak o zaman o adam gerçekten kendi (hayat) oyununa başlamıştır. Hatırla! Kiminle, ne oynuyor olursan ol, ruhun yalnız ve yalnız senindir! Karşındakiler krallar veya güçlü adamlar bile olsa… Tanrının huzurunda hesap verirken “diğerleri böyle yapmamı söylemişti” ya da “o an şartlar uygun değildi” diyemezsin. Bu kurtarmaz… Bunu unutma!”.
Logged
Şubat, 24, 2009, 16:22:00
Üye Bilgileri
murat
ACEMİ
**

Mesaj Sayısı: 50
Nerden:
Offline
« Yanıtla #3 :»

Anlatırken beni tanıyor olduğunuz hissine kapıldım bir an Thunderwatcher. Çok ilginç. Yazdıklarınızı tekrar tekrar okuyorum. İlgilendiğinizi düşündüğüm ve mesajları gerçekten çok merak ettiğim için rüyalarımı paylaşıyorum. İnşallah sizi yormuyorumdur.
Bugünkü rüyamı da paylaşmak istiyorum .


Ödül, Dişi Kedi
Hangi kanalı açarsam porno içeriklerin olduğu görüntüler çıkıyor. Bir şekilde çıkıyor. Yani kanallarda porno görüntülere ulaşmak çok kolay. (İnsanlar ve yüzlerden ziyade erkek ve kadının birleşme görüntüleri var.) Aslında biraz şaşırıyorum. Televizyonda bu görüntülere ulaşmak bu kadar da kolay değildi. bir şeyler mi değişti, veya bizim alıcı Hotbirt’ten de mi yayın alıyor diye düşünüyorum. Elimin altında böyle bir şeyin olması işime gelebilir belki. Canım sıkılınca tek başımayken izlerim diyorum. Ama adım başı ummadığım kanallardan da bu görüntülerin çıkması çok da iyi değil diye düşünüyorum bu sefer de. Çünkü ben evde yalnız değilim. Eşim olabilir veya başka birileri (belki ablam veya başkaları) bu görüntülere şahit olsun istemem. Bu görüntüleri görsünler istemem, şeklinde düşünüyorum.

Şu an öğretmenlik yaptığım okuldayız. Birinci ders başlamış da derse girmemişiz, yani görevden kaytarmışız, ben ve benden kısa bir öğretmen daha. Aksilik ki müdür yardımcısı geldi. Derseyle girmememizle alakalı bir şey konuşulmuyor. Ama tedirginiz. Arkadaş daha tedirgin. Müdür yardımcısı odasındaymışız ve odaya müdür giriyor ve az önceki müdür yardımcısı da zor durumda kalmayalım diye bize bir belge verecekmiş de hazırlıyormuş gibi yapıyor. Ama biz onun samimiyetinden, niyetinden emin değiliz. Derken ikimize de birkaç evrak verdi. Bu durumdan daha çok yanımdaki arkadaş rahatsız oldu. Hatta müdür yardımcısına da kızdı. O, evrağı verinceye kadar birinci dersin bitiş zili çaldı. Güya iyilik yaptı gibi şeyler diyor. Ben neden daha rahatım bilmiyorum, belki de benim birinci saat dersim yokmuştur.

Elimizde evraklar yürüyoruz. Tarafımızdan imzalanması gereken yerler de var sanki evrakta. Bir ara ben bunu eşimin sağlık harcamalarının hesaplandığı belgeler olabilir mi diye düşündüm. Evrağın içinde bir iki tane belki de daha fazla cd var, sanırım bunların içinde porno filmler var. Bir defa cd'nin birini yere düşürüyorum. Ama sorun yok, cd’de çizik falan oluşmamış olduğunu görüyorum. Diğer arkadaş da cd  var. Biri geldi bize bir şey sordu porno filmle alakalı olarak. Ben sen porno filmde oynadın mı diye sordum, çünkü fizik olarak çok uygun görünüyor. O da evet onayladı, oynadığını söyledi ve ilerledi. Boyu bosu yerinde benden biraz daha uzun. Yanımdakiyle konuşuyor olabilirim veya düşünüyorum bu cd’lerle uğraşmak çok anlamsız aslında diyorum. Zaten internette istediğim kadar var diyorum. Hem bu şekilde biraz da risk var gibi hissediyorum.

Bulunduğum şehrin merkezinde, iki yolun arasında parka benzer biryerdeyiz. Babam var yanında iki tane yaşlı adam daha var. Yaşlı adamlardan birini birine benzettim sanki ama şu an çıkaramıyorum. Belki de babamın çok yaşlı haline benzetmişimdir. Neyse Yanlarına yaklaşıyorum, babamın elini öpüyorum, yaşlı amcaların ellerini iki elimle tuturak tokalaşıyorum. Onlar namaza gidiyorlarmış, eşlik etmiyorum, iyi duygularla gönderiyorum. Benim orada bir işim var. Sanırım ödülle alakalı bir durum var. Birine bir ödül verilecekmiş ama hatırlayamıyorum. Bir yer, bina girişi gibi, bodrum gibi ödülle alakalı olarak bulunuyor olabiliriz. İçerde kediler var onları yakalamaya çalışanlar var. Sanırım çocuklar yakalamaya çalışıyor. Ben iki veya üç kediyi sırasıyla yakalıyorum. Büyük başlı olanlar erkek diyorum. (Realitede erkek kedinin başının büyük olduğunu biliyorum.) İki kedi erkek ve aslında hepsi de güzel olabilir ama hayır asıl güzel olan dişi kedi. Kedileri tek tek tutuyorum. Dişi kedinin seçilmesini tavsiye ediyorum. Daha güzel, daha narin görünüyor. Başka kediler de var, bunlar yavru kedi. Onları da yakalamaya çalışan çocuklar olabilir. Bir ara ayağımla kaçan küçük siyah bir kediyi durdurmaya çalışıyorum ama pek uğraşmıyorum.


Logged
Şubat, 25, 2009, 05:33:12
Üye Bilgileri
thunderwatcher
BRONZ
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 249
Nerden:
Offline
« Yanıtla #4 :»

 
         Bir insanın bir insanı -gerçekten- anlamak istediğinde ne kadar kolay anladığını görmek şaşırtıcı değil mi? Bunun herkese daha fazla anlayış için çaba sarfetme isteği aşılamasını umalım çünkü gördüğünüz gibi bu o kadar da zor değil. Sizi tanımıyorum ama anlamak, düşünmek ve yorumlamak içi tanımam da gerekmiyor. Hayır kesinlikle yorulmadım. Sadece bilinçaltınızdan arkaik malzeme (buluntu) fışkırma düzeyi karşısında şaşkınım. "Arka planda dönen dişlileriniz" inanılmaz bir kapasiteyle çalışıyorlar. Rüyalarınız yorumlanıp, size kendinizle ilgili sonuçlar çıkartma şansı verilmediği sürece bu kapasite her gece boşa kullanılıyor.

-----------

     Pornografinin rüyalarınızda çok geniş bir yeri var. Bunun nedeni zihinsel kapasitenizin büyük kısmını cinsel konulardaki yaklaşımlarınıza adamanız büyük ihtimalle. Bir şeyi çok düşündüğümüzde rüyamıza girdiğini hemen herkes bilir. Asıl mesele pornografinin ifade ettikleri... Verilen mesajı iyi yorumlamamız gerekiyor. Dikkatimi çeken önceki rüyalarınızdan farklı olarak bu rüyada izlediğiniz pornonun sadece erkeklere değil, erkek-kadın ilişkilerine dair olması. Bu "görüntülere" ulaşmak sizin için şimdi kolay ancak eskiden bu kadar kolay değildi söylediğinize göre. Kendinizi bir kadın-erkek birleşmesine şahit olurken düşünmek kolay değildir belki de. Yani kendinizi bir kadınla birlikte olurken düşünmek! Bu şimdi kolay çünkü bir eşiniz var. Eşinizin rızası dahilinde ne zaman isterseniz bir kadın-erkek cinselliği deneyimlemeniz çok kolay. Eskiden bu kadar kolay değildi zira bırakın "hatun tavlamanın" zor bir şey olmasını, hatun kişilere ilginiz bile yoktu! Kadın-erkek ilişkisi size uzak bir fikirdi. Bu nedenle şimdi içinde bulunduğunuz koşullar size ne kadar büyük bir değişim içinde olduğunuzu, hotbird'e geçerek çapınızı ne kadar genişletmiş olduğunuzu gösteriyor. Ancak başka kanal yok.... Cinsellik zihninizin o kadar büyük bir kısmını işgal ediyor, o kadar çok kanalda yayın yapıyor ki güzellik ve çirkinliğe ilişkin başka bir algınız yok. "Elimin altında böyle bir şeyin (eşinizin) olması" işinize gelebilir elbette. Yeni hayat projenizde en büyük müttefikiniz ve en faydalı aletiniz eşiniz. Ancak eşinizin farklı güzellik boyutlarını da keşfetmeye çalışmanızı öneririm. Kendisiyle ilgilenin. Sorular sorun. Tanımaya çalışın. Hoşunuza giden yönlerinin üzerinde durun. Kısacası biraz arkadaşlık biraz da romans katın işin içine. Güzellik anlayışınızı çeşitlendirmek için diğer insanların "güzel" dediği ama sizin şimdiye kadar tanışmadığınız güzellikleri inceleyin. Barok müzik dinleyin! (Archangelo Corelli ve Bach tavsiyemdir).  Kadın yüzünün ve vücudunun kıvrımlarının erkeklerin içini neden ve nasıl kıpraştırdığını hissetmeye çalışın. Sanat galerilerine gidip resimlerdeki güzelliği arayın. Çeşitli sinema filmleri izleyin (tercihen eşinizle birlikte), Doğayı gözlemleyip allahın yaratımındaki kusursuzluğun tadını çıkartın. Hotbird'e geçmek yetmez; antenlerinizi evrenin sesini dinlemeye ayarlamalısınız! Cinsellik veya eşinizle yakınlaşmanız "canınız sıkıldığında" baş vuracağınız bir kaçış olmamalı... İnsanlar güzellikleri kaçış yerleri olarak kullanmaya başladığında toplumsal ve bireysel yozlaşma başlar. Ben de yapmadım mı aynısını? Muhteşem güzellikteki kadınlarla birlikteliğin en uç noktalarına kadar birlikte oldum ve şimdi biliyorum ki bu sadece bir kaçıştı. Sıkıntılarımdan ve acılarımdan kaçış. O insanların da acıları vardı ve birbirimizin acılarını becerirken, sevginin, birlikteliğin, paylaşımın güzelliklerini basitleştirip tükettik. Sizce zina neden yasaktır? Bir de "güzellikleri tüketmenin yasaklanması" açısından bakmayı deneyin. Eşiniz şu an için faydalı bir alet olabilir ancak ona yeni gözlerle baktığınızda bundan çok daha fazlası olduğunu görecek ve onu daha iyi tanıyıp anladıkça onu sevmeyi de öğreneceksiniz eminim. Bunları eşinizin veya hayatınızdaki diğer kadınların bilmesini elbette istemezsiniz. Zira siz istediğiniz kadar ilerleme gösteriyor olun, hiçbir kadının gururu (anne, abla, eş, vs) alet olarak görülmeyi kaldırmayacaktır. Ki kadınlar birbirlerini de kollar biliyorsunuz. Yani sevdiğiniz kadınların şahit olmasını istemediğiniz şey aslında sizin kadınlara olan -gerçek- yaklaşımınız. Sevgiden çok çıkar gözeten bakış açınızı hayatınızdaki kadınların bilmesini elbette istemezsiniz.

-----------------

 Rüyanızın ikinci "sahnesinde" şu an öğretmenlik yaptığınız okuldasınız. "Şu an"'a dikkat! Derse girmeyip görevden kaytarmanız bir sorumluluktan (veya sıkıntıdan) kaçışınıza işaret ediyor. Yanınızdaki sizden kısa arkadaş muhtemelen suçlu vicdanınızı rahatlatmak için orada olan bir "eküri" (ingilizcede "sidekick" tabir edilen kişi tam Türkçesi yok). Sorumluluktan kaçtığınız için müdür yardımcısını rüyaya sokup kendinizi biraz azarlıyor ve hatta (daha etkili olsun diye muhtemelen) bunu da yazılı evrakla da pekiştiriyorsunuz ancak yine de bu sorumluluk her neyse bundan kaçmak yine de ferahlatıcı geliyor size. Derse girmemek gibi basit bir şey olamaz o halde... Daha büyük birşeyler olmalı ardında. Çocuğunuz olup olmadığını bilmiyorum -hiç bahsetmediniz- ancak bu sizden kısa arkadaşınız bir evlada gönderme olabilir. Çocuğunuz varsa çocuğunuzla ilgilenme sorumluluğuna bir vurgu olabilir. Yoksa, mutlaka çevrenizden çocuk yapma baskısı görüyorsunuzdur; çevreniz size bu sorumluluğu "yüklemeye" çalışıyordur mutlaka. Ancak bundan uzak durmak daha rahatlatıcı. Elinize verilen kağıtlar doğum belgesi olabilir. Sınıftaki bir sürü olan çocuklarınızdan kaçtıysanız alın bu da cezanız; tek çocuk! Arkadaşınız "güya iyilik yaptı" diye hayıflanmakta haklı... Ben buna yordum.

----------------------

Rüyanın üçüncü sahnesi de ikinci sahnenin devamı gibi. Bu evrakları (doğum belgelerini?) imzalamanız (sperm) gerekiyor elbette. Ve bu eşinizin bir sağlık harcaması! Doğum sağlık harcamasına giriyor değil mi? Evrağın ekindeki porno filmler de kuşkusuz eşinizle birlikte icra etmeniz gereken faaliyeti belirtiyor. Şüphesiz gerekli bir belge!.. Arkadaşınızın "fiziği buna uygun", "sizden daha uzun" zira kendisi muhtemelen heteroseksüel bir insan olarak bu işlere sizden daha yatkın... Daha önce yapıp yapmadığınızı sorduğunuzda evet demiş. Belki de çocuk yapıp yapmamayı kastettiğiniz porno filmde oynama perdesi ardında. Bu mesajlar devreye girdiğinde gerilmiş olmalısınız ve morpheus gelip sizi çekip kurtarmış ordan. Bunlarla uğraşmanın anlamsız olduğunu, internette de bulabileceğinizi söyleyip konuyu geçiştirmeye çalışmış olabilirsiniz. Eşinizle yaparsanız risk elbette var. Korktuğunuzun başınıza gelme riski!.. Benim yorumum budur. Sahneler birbirlerine anlam bağıyla bağlı olduklarından, silik gibi görünse de bu çocuk sorumluluğu fikrinin mümkün olabileceğine inanıyorum. Sıradan bir rüya değil daha derin bir mesaj var bu rüyada.

---------------------

Rüyanızın dördüncü sahnesinde de pek çok mesaj var. Babanız ve babanıza benzeyen yaşlılar heyetinin teklifini geri çevirip, onların sunacağı ilahi "ödülden" yüz çevirip kendi ödülünüzün peşinden gidiyorsunuz. Yine bir bağımsızlık eylemi. Kedi yakalama eylemi iki boyutlu diye tahmin ediyorum. Birincisi cinsel tercihlerinizdeki değişime vurgu yapıyor. Cinselliklerine ilişkin fırsatları kovalayan çocukların (yeni başlayanların) arasına katılıyor ve üç kısmet tutuveriyorsunuz hemen. Eşinizden önce kaç erkek arkadaşınız oldu bilmiyorum ama sayının bununla bir bağlantısı olabilir. Bir veya iki erkek arkadaşınız olduysa üçüncü olan dişi kedi de eşiniz olabilir. Erkekler de güzeldi tamam ama dişi kedi daha güzel... Önceki rüyalarınızda olduğu gibi yine eşinizi erkeklere tercih etmeniz söz konusu. Eşinizin bir kadın olarak bir erkekten daha güzel ve narin olduğunun farkına varmaya başlıyorsunuz. (Kendinize) erkek kedilerdense (kocakafalar) dişi kediyi tavsiye ediyorsunuz. Kendinize doğru yolu gösteriyorsunuz. Her erkeğin başına geldiği gibi sizin de önünüze zaman zaman daha "küçük" fırsatlar dolansa da bunlarla o kadar uğraşmıyorsunuz (şu edebiyat öğretmeni hanım geldi aklıma nedense :) ). Güzel... Eşinize bağlı olmanız iyidir. Yine de başka bir hanım hoşunuza giderse fazla sıkmayın kendinizi göze yasak yok :) .Güzelliği takdir etmek başka şey, zina etmek başka şey... Kendinize hakim olun elbette ama kendinizi mahrum etmeyin. ;) Bunda yanlış bir şey yok. Aksine allahın verdiği güzellikler için şükretmek gerekmez mi? Bu son kedi sahnesinin bir diğer boyutu da çocuk tercihinize ilişkin. Bir çocuğunuz olacak olsa sanırım kız olmasını isterdiniz. Yanılıyor muyum? Dişi kediye ilişkin tercihiniz diğer yorumumun yanısıra ayrıca buna da işaret ediyor olabilir. Daha güzel ve narin olan bir dişi... Sizi kadınlara biraz daha bağlayacak, annenize, ablanıza, eşinize ek bir dördüncü sevdiğiniz kadın sizi kadınları sevmeye biraz daha yaklaştıracak sanki bir kız evlat... Bu son yorum doğruysa bile biraz fazla derine gömülmüş bir yorum o yüzden yorumum spekülatif, doğruluğunu iddia etmiyorum. Hem ayrıca hiçbirinin doğruluğunu iddia etmediğimi biliyorsunuz. Bunlar sadece yorum. Doğrusunu her zaman olduğu gibi en iyi siz bilirsiniz Murat....     
Logged
Şubat, 25, 2009, 09:53:23
Üye Bilgileri
murat
ACEMİ
**

Mesaj Sayısı: 50
Nerden:
Offline
« Yanıtla #5 :»

Sadece şaşkınım, şaşkın ötesi..  :)

Özellikle çocuk sorumluluğu ve tercihen kız çocukla ilgili yorumunuz... Vay canına diyorum.

Bugün gördüğüm rüyada eşim hamileydi.
Öncelikle şu bilgiyi vereyim. Eşim uzun süreli bir tedavinin sonuna yaklaşıyor ve bir zaman sonra, önümüzde çocuk yapmak konusunda bir engelimiz kalmayacak. Henüz yok.

Ve şimdi rüyama geçeyim. Evet eşim hamileydi. Bir yatakta yatıyordu. Karnının iki yanında bebeğin ayakları belirgin bir şekilde görülüyordu. Elimle dokundum, bir sağda biri solda küçücük ayaklar. Bunu eşime söylüyorum. Bu sefer ayaklar o kadar belirgin ki, bebek karnın sağından ve solundan  ayakları iyice uzatmıştı. Eşim biraz halsiz hasta gibi.
Derken eşim bebeği doğuracak. Ama biraz tuhaf. Kendisi yapacak doğumu, bir yardım almadan. Eliyle doğum yolunu karıştırıyor. Çocuğu o şekilde dünyaya getirecek. Riskli olabilir diye geçiriyorum içimden. Ama sanırım sorun yok. Bir ara çocuğun karındaki konumunu hesap ediyorum, başın aşağıda olması gerektiğini düşünüyorum. Derken çocuk dünyaya geliyor. Çok güzel, gerçekten çok sempatik bir kız çocuğu. Derken bir şey dikkatimi çekiyor. Çocuk doğmuş, yüzü koyun yatıyor. Çocuğun nefes almadığını, görüyorum. Çocuğu arkadan görüyorum.  Hala annesinin bacaklarının arasında aşağıda. Ölmüş olma ihtimali aklıma geliyor. Az önceki gibi güzel, pırıl pırıl değil. Bebek eşimin yorgunluktan kaynaklanan ihmali sonucu ölmüş olabilir. Müdahele ediyorum. Çocuğu kaldırıyorum. Poposuna mı sırtına mı vurayım diye bir anlık tereddütten sonra sırtına biraz vuruyorum ve evet nefes alıyor. Çocuğu kucağıma alıyorum. Biraz ıslak olmasından dolayı ve az önceki olumsuz durumdan dolayı biraz çekinerek kucağıma alıyorum ve onu bağrıma basıyorum. Herşeye rağmen o benim çocuğum diye hissediyorum sanırım. Babamı da görüyorum orda, belki yardım amacıyla çocuğu elimden almış olabilir. Çocuğun doğduğu yer doğumdan dolayı ıslanmış. Hatta yatakta şeffaf plastik, dikdörtgen bir bir kap var ve içinde biraz bulanık doğum suyu ve  bir iki küçük kalıntı da var. 
Bu rüyayı çocuk sahibi olmaya hazırlık rüyası olarak mı düşünmeliyim bilmiyorum.

Eşime olan yaklaşımım konusunda sanırım çok haklısınız.  Hep beni anlamasını, bana değer vermesini bekliyorum ama beklediğim kadar ona karşılık veriyor muyum tartışılır.

Yazdıklarınızı tek başıma ve çok sakin olduğum bir zamanda daha detaylı olarak tekrar tekrar incelemek niyetindeyim. Thunderwatcher, belki sayenizde kendi rüyalarımı tamamen kendim analiz edebilirim. 
Çok Teşekkür ediyorum.
Logged
Şubat, 25, 2009, 13:16:35
Üye Bilgileri
thunderwatcher
BRONZ
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 249
Nerden:
Offline
« Yanıtla #6 :»


   :)

   Eşinizin tedavisinin sona yaklaşmasını tebrik eder, acil şifalar dilerim. Geçmiş olsun, allah size ve ailenize bir daha sağlık sıkıntısı vermesin.

   Çocuk sahibi olmayla ilgili yorumların doğrulanmasına sevindim çünkü aslında rüyalarınızdaki mesajlar çok güzeldi. Yanlış çıksaydı hayal kırıklığına uğrayacaktım :) Eşinizin doğum yaptığı rüyayı yorumlarken biraz spekülatif olacağız. Sonuçta rüyadaki imgeler o kadar canlı ve detaylı ki insanın kolaya kaçıp "doğum fikriyle ilgili endişeleriniz olduğunu" söylemesi çok kolay. Bu tuzağa düşmeyelim. İmgelerin ardındaki anlamları aramaktan vazgeçmemeliyiz hiçbir zaman. Unutmayalım ki nasıl tropikal fırtınalara güç veren denizlerdeki sıcak su akıntılarıysa, rüyalara güç veren de hissettiğimiz duygulardır. Görünen değil, görünmeyendir kaynak. O çılgın rüzgarın (hava) gerçek kaynağı okyanustur (su) her zaman.

     Rüya ne kadar canlı ve detaylıysa duygunun o kadar yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Bu rüyanıza enerji veren pek çok güçlü duygu olsa gerek. Rahatlama, mutluluk, gurur, endişe, korku ve belki biraz da pişmanlık (eşinize dair). Önce şu sorunun cevabını arayın: bu rüyada iş başında olan en temel, en belirgin duygu hangisi? Yorumun ilk aşaması bu olmalı her zaman. Bu rüyanın sizin açınızdan -zaman zaman tedirginlik verici olsa da- genel itibariyle "hoş" denebilecek bir rüya olduğunu sanıyorum. Bir çeşit prova gibi. 

     Bebeğinize dair söylediklerinize bakıldığında bebeğe dair çok fazla endişeniz olmadığını söylemek mümkün. Çocuğun doğumdan sonra hareketsiz yatması, (büyük ihtimal havasızlıktan morarmaya başladığı için) artık pırıl pırıl olmaması, şaplağı yiyince açılması falan hep doğal süreçler. Bu kadar detay görmeniz çok ilginç. Konuyla epeyce ilgilenmiş olmalısınız geçmişte. Bebekle ilgili fazla bir mesaj yok gibi. Ayaklarla ilgili bir çağrışım aradım ama bulamadım, sadece küçük şirin şeyler gibi geldi bana. Bebeklerle ve doğumla ilgili pek tecrübem ve "ilgim" olmadığından olabilir. Öte yandan eşinizle ilgili mesajları alabiliyorum. Eşinizin halsizliği, doğumu yalnız yapması, eşinizden boşalan sıvıları ve parçacıkları "plastik bir kaba" almanız mesaj dolu. Eşinizin halsizliği mecvut rahatsızlığından duyduğunuz endişeye gönderme yapıyor diyelim ama doğumu yalnız yapması çok önemli. Ona yeterince destek vermediğinizi gösteriyor! Sonuçta bu rüyanın yaratıcısı sizsiniz! Yanına en iyi doktorları, ebeleri, hemşireleri, hastabakıcıları verebilir, doğumhaneyi pazar yerine çevirebilirdiniz isteseydiniz. Oysa eşinizi -kendiniz hariç- bir başına bırakıyor, doğumuna da yardım etmiyorsunuz (kendi kurcalayıp buluyor doğum yolunu). Bir önceki cevabımda eşinize daha fazla ilgi göstermeniz gerektiğini söylemiştim. Bu söylediği doğrular nitelikte bir mesaj bu. Eşinize daha fazla imkanlar, olanaklar sunmalısınız. Bundan kastım maddi şeyler değil. Fazla üzerinize gelmek istemiyorum. Değişmek için çabalarınızın büyüklüğünü gayet iyi anlıyorum ancak rüyalarınız gösteriyor ki siz de eşinize daha fazla -ya da daha farklı- bir ilgi göstermeniz gerektiğinin farkındasınız. Çocuk sahibi olmaya hazırlık rüyası denebilir ilk bakışta ancak bence gerçek mesaj yine eşinize dair. Çocuk yok henüz ortada (hayali) ama eşiniz şu an mevcut (gerçek). Rüyanın hayallerinize mi yoksa gerçeklerinize mi daha fazla gönderme yaptığı sorusunun cevabı rüyanın kendisi. Gördükleriniz hayal ürünü ancak mesajlarınız son derece gerçek!

      Rüyaya göre çocuk sahibi olmaya son derece hazır ve isteklisiniz. Hatta çocuk vesilesiyle babanızla bile barışıyorsunuz (size yardım ediyor, bunu daha önce hiç yapmamıştı. Ne başınızda çavuş gibi dikilirken, ne de direksiyondayken). Rüyanızda eşinizi yalnızca çocuk vesilesiyle dokunuyorsunuz. Eşinize değil de eşinizin içindeki çocuğunuza dokunuyorsunuz desek daha doğru neredeyse. Rüyada doğum sırasında eşinize ne olacağına dair hiçbir endişe veya benzeri duygu görünmüyor. Varsa bile burada rüyanızı anlatırken bahsetmediniz. Bebeğin eşinizin yorgunluktan kaynaklanan ihmali sonucu ölmüş olabileceğini düşünürken eşinizi "yorgun olmakla" (neden yorgun?) ve ihmalkarlıkla suçluyorsunuz. Kadıncağız doğum yapıyor, içini döküyor orda ama herhangi bir sevgi ya da minnet ifadeniz yok. Çocuğunuzla ilgili düşüncelerinizi eşinize açıyorsunuz ve göstermelik bir ilgi gösteriyorsunuz ama eşinizin kendisine karşı herhangi bir düşüncenizi söylemiyorsunuz. Oysa o anda "sana çok güveniyorum. Senin harika bir anne, bir kadın ve bir eş olduğunu biliyorum. Seninle çok gurur duyuyorum" gibi bir şeyler söylemenize ne kadar muhtaç olduğu aklınızdan bile geçmiyor tüm bu detaylar içinde. Sonuç olarak babanız size karşı ne kadar ilgisiz bir babaysa, siz de eşinize karşı o kadar kayıtsız bir eş olma yolunda ilerliyorsunuz. Belki -ve görünen o ki- çok iyi bir baba olma potansiyeliniz var. Ama iyi de bir eş olamazsanız, bu yine dönüp dolaşıp çocuğunuzu kötü etkileyecektir. Annesi ile babası arasında gerçek bir yakınlık göremeyen bir çocuk emin olun bunu anlar ve bundan etkilenir. Çok ilgili bir baba olsanız bile çok başarılı bir baba olamamanız da mümkün. (Çocuk gelişimi bölümüne kayıyorum toparlayalım). Kız çocuk sahibi olacağınızı varsayarsak, mevcut çevrenizi de göz önünde bulundurunca çocuğunuzun annesi ile babası arasında göremediği sevgiyi başka insanlarda aramaya kalkması durumunda nelerle karşılaşabileceğinizi bir hayal edin; söylemek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bir gün kızınızı karşınıza alıp "bak yavrum: elbette bir gün SEVDİĞİN, DEĞER verdiğin birileri olacak. Ama bu kişinin ÖZEL biri olmasına dikkat et. Çok SEVSEN bile DÖNÜŞÜ OLMAYAN hareketlerden kaçın" gibi nutuklar atmak isteseniz o çocuk içinden size neler söyler? Anne babalar nasihat vererek, kural koyarak, yasaklarla-cezalarla çocuk yetiştiremez. Bunu en iyi sizin bilmeniz gerekiyor. Kızınızı en iyi şekilde yetiştirebilmek için ona ÖRNEK OLMANIZ gerekiyor. İlişkileri sevgi, saygı, ilgi ve değer verme üzerine kurulsun istiyorsanız onu böyle bir aile ortamında yetiştirmeniz gerekiyor. Güzel örnekler eşliğinde... Eşiniz son derece faydalı bir alet olmanın çok ötesinde inanın. Ona karşı büyük sorumluluğunuz ve ödevleriniz var. Ona daha fazla ilgi gösterin sayın Murat...

     Size karşı düşüncelerimi şimdiye dek hiçbir çekincem olmadan (sizi kırmak, üzmek, zorlamak da dahil) dile getirdim. Bunu yaparken tamamen kendi düşüncelerim ve yorumlarım ışığında yazıyorum. Haksız olduğumu, yanlış düşündüğümü iddia edenler olursa (siz dahil) büyük saygı duyar ve fikirlerini öğrenmek isterim. Çabalarınıza, projenize ve tercihlerinize büyük saygı duyuyor ve doğruluğunu bu kadar yürekten desteklediğim seçimlerinizin ödüllendirildiğini görmek (ya da en azından farzetmek) istiyorum. Söylediklerimin ardında bundan başka bir motivasyon aramayınız. Eşinizi sevdiğinizi yürekten hissedene ve bunu göstermeye başlayana kadar -ne kadar baskı görürseniz görün- çocuk düşünmenizi öneremem. Bu ne sizin için, ne eşiniz için, ne de çocuğunuz için beklediğiniz mutluluğu getirmeyecektir. İlk başta hissettiğiniz o uçarı mutluluk ve babalık gururu zamanla azalacak ve siz sorumluluklar altında, "mecburen sever" hale geleceksiniz. O zaman hiç istemediğiniz halde eşinize ve çocuğunuza karşı acı bir baba olabilirsiniz. Kim bilir belki sizin babanız da öyle olmuştur? Ona hiç sormadığınızdan, onun da hiç söylemediğinden eminim: acaba bir kez olsun sizi ya da ailenizden herhangi birini "mecburen" sevdiğini düşündüğü olmuş mudur? Sevmeye mecbur olduklarımızı gerçekte ne kadar severiz? Gerçekten sevdiğimizi ne kadar iddia edebiliriz? Sevmediğimiz şeylerle ne kadar mutlu olabiliriz? Bütün bunların amacı mutluluksa, sevgi -gerçek sevgi, göstermelik değil, mecburen değil- olmadan mutluluk nerede kalır? Hayatımızın anlamı ve amacı ne olur? Üremenin amacı yalnızca genetik kodumuzu geleceğe aktarmaksa zahmete hiç gerek yok, yeterince insan var dünyada -fazlasıyla-. Amacımız baskıları susturmaksa cümleten herkese çok yazık olur daha en baştan. Belki de küçüklükten beri "büyüyüp baba olmak" için yetiştirildiğimiz, öyle eğitildiğimiz içindir. Damızlıklar gibi... O halde bu gerçeğe uyandığınızda kopup gitmek isterseniz sizi kim suçlayabilir? Kimse... Ama olan geride bıraktıklarınıza olur ve bunun vicdan yükü ne olursa olsun yine size kalır. Gördüğünüz gibi çocuk sahibi olmadan önce düşünülmesi, öngörülmesi gereken çok şey var. Bu kadar çok düşünme ve endişelenme zahmetinden kurtulmanızın ve gelecekteki -sadece size değil, size muhtaç pek çok kişiye de ait olacak- acılardan kurtulmanızın tek yolu var. Olabilecek en kötü sonuçta bile sizi mazur ve masum gösterebilecek tek bir evrensel mazeret var: Eşinizi gerçekten sevmeniz... Gerisi allaha kalmış. Sizin tek sorumluluğunuz eşinizi sevmek ve ona karşı sorumluluklarınızı yerine getirmektir. Gerisini nasıl olsa yaşadıkça siz çözersiniz... ;)
Logged
Şubat, 26, 2009, 09:16:03
Üye Bilgileri
murat
ACEMİ
**

Mesaj Sayısı: 50
Nerden:
Offline
« Yanıtla #7 :»

Eşime olan sevgimde ve ilgimde zaman zaman zikzaklar yaşıyorum. Evet çok haklısınız. Bu konuda daha ciddi düşünmem gerek.
Thunderwatcher çok teşekkür ediyorum.
Logged
Şubat, 26, 2009, 14:34:22
Üye Bilgileri
thunderwatcher
BRONZ
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 249
Nerden:
Offline
« Yanıtla #8 :»

 Rica ederim ne zaman isterseniz...
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Forumu
Powered by SMF 1.1.11. © 2007, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!